Kıtalararası terör günlerini yaşıyoruz.
Tüm dünya ülkelerini dizayn etme kararı alan ABD; Venezuella, Meksika, İran ve AB derken çok yakın zamanda başlatacağı uzay savaşları ile de dünya gündemini meşgul edecek gibi görülüyor.
Hedefinde İran olurken aslında perde arkasında Çin var…
Bölgemizdce ise yeni ittifaklar kurulurken güçlü bir oyun kurgulanıyor ama bu oyunun Türkiye neresinde şimdilik vatandaş olarak yorumlamak pek fazla mümkün değil..
Bizler vatandaş olarak ya da tv. lara çıkan prof. lara, siyasetçilere bakarak olayları değerlendirmekte pek fazla sağlıklı bir süreç gibi görülmüyor.
Çünkü gerek tv.lara çıkanlar gerekse sokakta konuşanlar ellerindeki bilgilere değil deneyimlere tarihteki olaylar ve çeşitli zamanlarda yapılmış söylemlere bakarak gündemi değerlendiriyoruz.
Ama yaşanan olaylar ve gelişen teknoloji artık duyumlara, geçmişe ve de en önemlisi heveslere dayalı politikaları geride bırakacağımız bir dönemin habercisi gibi duruyor.
Dünya insanın önüne geçmesine ramak kalmış bir yapay zeka döneminin eşiğinde..
Teknolosini yapay zeka ile uyumlu hale getiren insanı ve insanlığı da köle yapmak üzere geliştirmeye devam ediyor. Maalesef dünya artık yılların değil ayların günlerin teknolojik değişimine ayak uyduramıyor.
Bu dönemde teknolojisini geliştirmeye çalışan devletler küresel güçler için tehdit olmaya başladığında hiç umulmadık sebeplerle yakılıp, yıkılabiliyor…
İçlerinde var olan çıbanlar tek patlatılarak ülkeler de kaos tetikleniyor ..
İşte bu günlerde bizim ülkemizin kanayan yarası olan PKK terör örgütü ile başlatılan süreç neye evrilecek bekleyip göreceğiz.,..
Ama görünen ve DEM’in söyledikleri işlerin pek fazla kolay bir süreç olacağını göstermiyor..
DEM 'in müzakereci başı olarak APO canisini öne çıkarmak istemesi ve bu güne kadar Türkiye Cumhuriyetini ayakta tutan 1921 anayasasından bu tarafa değişmeyen anayasamızın 66. Maddesinde yer alanTürklük tarifi oaln "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür." Cümlesini değiştirilme isteği pek fazla ini niyetli yaklaşım değildir.
Bunu istemek aslında yerine konulacak cümlenin Türk milletini, kurucusu olduğu devletin ayaklarının altından çekilmesi olacaktır.
Bu cümle değiştiğinde azınlık tanımı ortaya çıkabilir. Bir Arnavut, Çerkez, Laz ya da başka bir etnik kimliğe sahip vatandaşların hangi tanımla devlete bağlı olacağı hususu yeni bir karmaşanın başlangıcı da olabilir. Bu gün Türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı bağlı olan her birey Türk devletinin bir neferi ve vatandaşı olarak kabul görür.
Kıtalara arası terör taşıyan küresel güçler insanların zaafını kullandığı gibi devletlerinde anayasal olarak tanıdığı zaafları kaşıyarak emellerine ulaşırlar. Bu gün verilen bir taviz belki pek fazla hissedilmez ama zayıf kaldığınızda zayıflatacak zemin oluştuğunda harekete geçerler. Nasıl ki; Kanuni Sultan Süleyman’ın en güçlü döneminde Fransızlara verilen ve zayıfladıkça dönemin güçlü devletlerine verilmek zorunda kalınan Kapitülasyonlar gibi. O kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu hazırlamıştı. Bu gün yaşananlar da umarım devlet aklının ürünü olup güçlü olunan döneme göre değil geleceğe göre yapılan hesapların ve öngörünün yansımasıdır. Aksi takdirde bu gün istenilenler yarın milletimizin başına geçirilecek yeni bir çuval hikayesi olabilir. Küresel güçler etrafımızda cirit atıyor . Unutmayın ki; komşunuz huzurlu ise siz de de huzur olur.. Komşunuz yangın yeri iken halkı eziyet ve zulüm çekerken ne sınırınızda huzur ne içinizde huzur kalır. ABD hem Venezuellayı hem Meksikayı hem de Küba’yı tehdit ederken aslında komşularının ülkesine taşıdığı uyuşturucu madde ve insan kaçakçılığının ülkesindeki vatandaşlara verdiği zararı göstererek hamle yapıyor. ABD millet olmanın derdinde değil vatandaşına para ve güç kazandırmanın peşinde. Bu gün bizim gibi ülkelerde bir yanda etnik kimlik üzerinden sürdürülen kavgalar diğer yanda ise körüklenen milliyetçilik ve devletine sahip çıkma kavgası!? Aman dikkat mızrağın iki ucu da keskin…
Ne yaparsanız yapın ama milletin huzurunu kaçırmadan milleti yoksulluğa ve küresel güçlerin bölgede hesabı olanların dümen suyuna girmeden yapın.
Bu günü değil gelecekte zayıf hükümetlerin söz sahibi olacağını düşünerek demokrasimizi ve insanımıza sahip çıkarak yapın…

