Uzun yıllardır gazetecilik yaparım.1989 yılından bu tarafa kısmi olarak 2001 yılından itibaren ise günlük ve haftalık olmak üzere sürdürdüğüm sürekli basın kartı sahibi biri gazeteci olarak ilk kez Durağan’ın ses veren anayasal haklarını kullanma noktasında umut oluşturan bir yapıya şahit oldum
Bir çok ulusal habere ülke çapında gündem olan haberlere imza attım. Ama dün Durağan’da bir vatandaşın anayasal haklarını kullanarak gerçekleştirdiği protesto kadar umut veren bir durum yaşamadım.
Eylemin büyüklüğü küçüklüğü haklı ya da haksız olması değildi beni mutlu eden…
Hepimizin başına gelmesi muhtemel haksızlıklar karşısında bazen hukuk uzar, yazışmalar sekteye uğrar uğradığınız haksızlığı basına yazarsın, bir kesim duyar ya da insanlar işine geldiği algılayıp yafta vurar.
Oysa protesto ve eylem anayasal bir haktır. Şiddet içermeyen doğru verilmiş bir mesaj kitlelerin sizin anlamasına çevresine anlatmasına vesile olur.
İşte bu nedenle bu hakkın kullanılması ilçemiz adına umut vericidir.
Sadece Polisin sadece güvenlik almak zorunda olduğu protestocuyu korumakla görevli olacağı noktada hukuksal tavsiyelerde bulunması doğru değildir. Zaten kaymakamlık izin vermiş size durumu bildirmiş o saatten sonra eylemciyi korumakla görevli hale gelmişsinizdir.
Hukuksal tavsiyeler ya da yön vermeler insanımızın anayasal haklarını kullanmada polisle karşı karşıya geleceğinin izleniminin verilmesini, doğru bulmuyorum. Ortada bir suç var ise tutanak tutulur savcılığa suç duyurusunda bulunulur.
Açılan pankartta iftira ya da hakaret söz konusu ise kişi ya da kurum şahıs hakkında suç duyurusunda bulunabilir. Polisin amacı sadece güvenlik oluşturmak eylemciye karşı yapılacak hamleleri engellemektir. Zabıta müdahele edemez, polis engelleyemez ancak savcılık suç unsuru varsa soruşturma başlatma yetkisine sahiptir. Polis engellememiştir ama orada eylemciye hukuki haklarının hatırlatılması, mahkemeye başvurun demesi bile eylemciyle polisin karşı karşıya gelmesi anayasal hakta sorun yaratır.
2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve Anayasa'nın 34. maddesi’nde yer ve güzergahı Toplantı ve yürüyüş noktaları ilçelerde kaymakamlıklarca belirlenen yerlerde yapılmak şartı ile izin şartı olmadan yetkili makamlara bildirimde bulunulması şartı ile Silahsız ve saldırısız olmak kaydıyla, her vatandaşımız önceden izin almadan gösteri ve toplantı düzenleme hakkına sahip olduğunu düzenler.
Ancak; bildirimsiz veya yasaklı alanda yapılan eylemler güvenlik güçlerince durdurulabilir ve dağılmayan gruplara kanun çerçevesinde müdahale edebilme yetkisi verir. Dünkü eylemde emniyet müdürünün sözlü tavsiyelerde bulunması eylemle bilgi
almaya kalkması doğru bir tavır davranış asla değildir. Bu zaten kısıtlı kullandığımız bu güne kadar alışık olmadığımız anayasal hakkımızın kullanılması noktasında ilçemiz ve geleceğimiz adına da sıkıntılı bir durum yaratır.
Şayet kaymakamlık polise bilgi vermemişse sorun kaymakamlıktadır. Protestocu vatandaş eylemin amacını yazmış, pankartına ne yazacağını belirterek zaten anayasal hakkını kullanmakta devletin belirlediği yer ve mekanda eylemini gerçekleştirmektedir.
Bu durum şiddet içermedikçe vatandaşımızın anayasal haklarını kullanma noktasında umut verici bir gelişmedir.
Durağan Belediye başkanı Necmettin ERMİŞ’te vatandaşımızın bu medeni cesaretini desteklemeli, insanımızın yıllardır içine kapanmış hakkını dedikodu mekanizması ile arayan köhne yapıyı yıkıp atmasına izin vermelidir. Durağan eğitimli ve demokratik insanların yönettiği hoş görünün hakim olduğu bir ilçe olduğu inancına yönetenler fırsat vermelidir. Belediye başkanın ben bu doğrultuda hareket edeceğine inanmak istiyorum.
Yıllar sonra ilçemiz hak arama mücadelesinde bir eşik atlamış, vatandaşımız anayasal hakkını yasal çerçevesinde aramış ve eylem gerçekleştirmiştir. Bu fırsata çevrilmeli gelecek için umut olmalıdır. Susan değil hakkını arayan toplum, eleştiren toplum herkes için yeni fırsatlar sunar.
Kısacası uzun zamandır ilçede bir şey olmaz dediğim noktada bu eylem yeni bir başlangıç yeni bir umut vermiştir bana. Çünkü güçten korkmayan güce karşı yasal haklarını kullanmasını öğrenen toplum olma noktasında toplum bilinçlenmeye, devletin baskın gücüne karşı anayasal gücünü ortaya çıkardığının göstergesidir. Velhasıl bu eylemi haklı ya da haksız olarak değil bireyin arkasında siyasi parti, dernek olmadan anayasal hakkını kullanma noktasında gösterdiği eylemsel başarı olarak Durağan tarihinde önemli bir virajı almış olmasıdır.
Demek ki bağırarak, çağırarak, dedikodu ederek, iftira atarak onu bunu suçlayarak arkasından konuşarak hakkınızı aramak yerine haklı iseniz haklı olduğunuzu düşünüyorsanız anayasal haklarımızı, protesto hakkımızı kullanabileceğimizi gösterdiği için Harun ALTAY’a yürekten teşekkür ediyorum. Biz milletimizin ve Durağanlıların hizmetindeyiz diyen belediye başkanımızın da demokratik hakkını kullanma noktasında yüreğini ortaya koyan, bu arkadaşın işini çözerek Durağan bir ilke bir ilkle cevap vermesini umuyorum. Anlaşarak ve yasal haklarımızı kullanarak çözemeyeceğimiz sorun yok. Yeter ki hakaret küfür, şiddet ve hoşgörüsüzlük olmasın, saygılarımla…

