Evliliklerde şiddet, genellikle fiziksel saldırılarla ilişkilendirilse de, yalnızca fiziksel boyutla sınırlı bir olgu değildir. Aksine, evliliklerde şiddetin farklı biçimleri vardır ve bu biçimler genellikle birbirini etkileyerek bireylerin yaşam kalitesini düşürür. Bu haftaki köşe yazımda evlilikte fiziksel şiddetin yanısıra , çevremizde de şahit olduğumuz,
Evliliklerde görülen şiddetin fiziki yanı dışında kalan duygusal, psikolojik ve ekonomik boyutlarına da dikkat çekeceğim.
Fiziksel şiddet, evliliklerde en çok bilinen ve tanınan şiddet türüdür. Eşler arasında meydana gelen fiziksel saldırılar, zaman zaman ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ancak fiziksel şiddetin yanı sıra, duygusal ve psikolojik şiddet de oldukça yaygındır. Duygusal şiddet, bir eşin diğer eşin duygusal durumunu kontrol etme çabasıdır. Bu tür şiddet, küçümseme, alay etme, sürekli eleştirme, sevgiyi geri çekme gibi yollarla kendini gösterir.
Bu durum, mağdurun özsaygısını zedeler ve psikolojik travmalara yol açabilir.
Psikolojik şiddet, duygusal şiddetin bir adım ötesidir. Burada, bir eşin diğerini manipüle etmesi, kendisine ve etrafındaki insanlara karşı aşırı kıskançlık göstermesi veya güven duygusunu zedeleyecek davranışlar sergilemesi söz konusudur. Bu türden bir şiddet, genellikle gizli şekilde gerçekleşir ve zamanla bireyin zihinsel sağlığını olumsuz yönde etkiler. Sonuç olarak, psikolojik şiddet bireyin kendi gerçekliğini sorgulamasına, kaygı bozukluklarına ve depresyona neden olabilir.
Ekonomik şiddet ise daha az konuşulan bir başka evlilik şiddeti türüdür. Burada, bir eşin diğerinin finansal kaynaklarını kontrol etmesi, harcamalarını kısıtlaması veya gelirine erişimini engellemesi gibi durumlar söz konusudur. Ekonomik şiddet, bireyin bağımsızlığını elinden alarak onu maddi olarak bağımlı hale getirir. Bu durum, mağdurun özgüven kaybına yol açar ve çoğu zaman fiziksel ve duygusal şiddetle birleşir. Toplumlarda yaygın olan toplumsal normlar ve cinsiyet rolleri, evliliklerde şiddetin oluşmasında etkili bir faktördür.
Geleneksel cinsiyet rolleri, erkeklerin genellikle "güçlü" ve "koruyucu" bir pozisyonda olmalarını beklerken, kadınların "itaatkar" ve "destekleyici" olmalarını teşvik eder. Bu durum, erkeklerin şiddet kullanma hakkını kendilerinde bulmasına ve kadınların bu şiddeti kabullenmesine yol açabilir.
Bu nedenle, evliliklerde şiddeti anlamak ve önlemek için tüm boyutlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Eşler arasındaki iletişim, saygı ve sevgi temelinde bir ilişki inşa etmek bu tür sorunların önüne geçilmesinde önemli bir rol oynar.
Sonuç olarak, evliliklerde şiddetin çok yönlü bir olay olduğu unutulmamalıdır.
Sadece fiziksel şiddet ile sınırlı kalmamakta, duygusal, psikolojik ve ekonomik boyutları da içine almaktadır. Bu nedenle, evliliklerde şiddeti önlemek ve bu olguyla başa çıkmak için çok yönlü bir yaklaşım benimsemek gerektiği kanaatindeyim.
KADINA ŞİDDETE HAYIR !!!!!!!
KADINA DEĞİL,KADINA YÖNELİK ŞİDDETE EL KALDIRIN.

