Ekonomik zorluklar hem esnafın hem üreticinin hem de gençlerin belini büker oldu.
Ama gelecek daha zor olacak.
Gelişen teknoloji ve yapay zekâ, küresel güçlerin ellerinde şekillenen sınırlar; maalesef insana dayalı iş gücünü yok ederken geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin de en büyük tehdidi olarak öne çıkacaktır.
Dünya şekilleniyor. ABD’nin tek başına at oynattığı dünyamızda, kendisine rakip olarak gördüğü ülkelerin önce etrafını boşaltıyor, sonra onu meşgul edecek yapay bir gündem belirliyor ve kendisi hedefine kilitleniyor. ABD, Rusya’yı Orta Doğu’dan atarken Asya’nın da kapısını açtı.
Rusya-Ukrayna savaşında ABD, "Rusya ne yapabilir?" sorusuna aradığı cevabı buldu. Rusya'yı Suriye’den uzaklaştırdı; aynı anda İsrail-İran kapışmasının önünü açarak bölgede İran’ın gücünü ve elindeki teknolojiyi görme fırsatı buldu. Kendi kıtasında başına sorun açan, kaynağını kesen Küba gibi komşu ülkelere enerji ve petrol sağlayan Venezuela liderini silah kullanmadan aldı ve yargılamaya başladı.
Kısacası ABD’nin bundan sonraki hedefi hem ekonomik hem de güç bakımından Çin olacaktır. Çin’e destek sağlayan yolları kapatırken, Çin’i de hangi ülke ile deneyecek ya da test edecek, bekleyip göreceğiz. ABD, olası bir savaş senaryosu için de ciddi adımlar atıyor; Çin’e karasal bağlantıları olan yeni güç dengeleri oluşturuyor. Tarihî Çin-Türk kavgasını hayata geçirmek ve Çin karşısında güçlü bir Türk ordusu inşa etmek için dengeleri kuruyor. Türk devletleri arasındaki iş birliğini artıracak yapıların dizaynında aktif rol alıyor.
T ürkiye-ABD iş birliği ile Azerbaycan üzerinden Karabağ işgali sona erdirilirken, Zengezur Koridoru’na yüzyıllığına talip olunuyor. Zengezur, Türk dünyasını bağladığı gibi aynı anda ABD’yi İran’la komşu yapıyor. Türk dünyasını birleştirdiği gibi Çin’in arka bahçesinde oluşacak yeni yapılanmanın karasal ayağını oluşturuyor.
Bütün bu gelişmeleri Rusya; Ukrayna’da yaşadığı savaş ve elindeki gücün test edilmesi sonrası sessizce izlemekle yetiniyor.
Dünya nükleer çatışmadan kaçınırken aynı zamanda teknolojik gelişmelerle hem uzay teknolojisini hem de iletişim ağlarını kontrol etme kavgasını ciddi anlamda sürdürüyor. Uzayda başlayan iletişim kavgasında; karada hüküm sürme ve ulusal bütünlüğü koruma kavgası veriliyor. ABD teknolojisi ve geliştirdiği yazılımla dünyayı kendine mahkûm etti. Sosyal ağlar ve internet dünyası artık insanlığın kaderi olmuş durumda.
Kısacası dünyanın artık sömürü düzeni değişiyor. O nedenle ülkeler; öncelikle savunma sanayisine, uzay projelerine ve de en önemlisi halkının refah düzeyine dokunacak projeler üretmek zorundadır. Halkı mutlu olmayan, özgür olmayan ülkeler bu iletişim çağında heba olmaya mahkûm olacaklardır. Bakın Atatürk bu dünya için neler düşünmüş ne söylemiş;
"1937 senesinde Ankara'yı ziyaret eden Romanya'nın Dış İşleri Bakanı Antonesco ile Ankara Palas'ta yaptığını yazdığımız hasbıhalde Atatürk, Cihan siyasetine de temas etmiş ve bu husustaki düşüncelerini şöyle izah etmişti:
“Bugün bütün dünya milletleri aşağı-yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan, mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar bütün Cihan milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli, kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya milletlerinin saadetine hizmet etmeye de, elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu vadide çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında sükun, dürüstlük ve iyi geçim olmazsa bir millet, kendisi için, ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur.
Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim: Milletleri sevk ve idare eden adamlar; tabii ilkin, kendi milletinin varlık ve mutluluğunu isterler, fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemelidirler.
Bütün dünya olayları, bize, bu lüzumu açıktan açığa ispat eder, en uzakta zannettiğimiz bir olayın bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı saymak icap eder; bir vücudun parmağının ucundaki acıdan, diğer bütün organlar etkilenir; dünyanın filan yerinde bir rahatsızlık var ise bundan bana ne? dememeliyiz; böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla meşgul olmalıyız. Bu olay, ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lazımdır. İşte bu düşünüş insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır; bencillik şahsi olsun, milli olsun daima fena telakki edilmelidir.
O hâlde konuştuklarımızdan şu neticeyi çıkaracağım: Tabi olarak kendimiz için bütün gereken şeyleri düşüneceğiz ve icabını yapacağız; fakat bundan sonra bütün dünya ile alakadar olacağız. Bir devler ve milleti idare vaziyetinde bulunanların daima göz önünde tutmaları lazım gelen mesele budur.”
(Atatürk'ten Hatıralar, Hasan Rıza Soyak, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul,1973; s. 512)

