ULUSUNA GÜVENEN TOPLUMLARI İŞGAL EDEMEZSİN...

Banu Avar ‘Kaçın Demokrasi Geliyor’ adlı kitabı ile emperyalizmin işgale açılan sihirli cümlesini anlatıyordu.
Ama artık taraflar o kadar net ki ; KAÇIN SAVAŞ GELİYOR’ diyoruz... Irak’ı kimyasal bomba var diyerek işgal ettiler.. libyayı özürlük BOP projesi kapsamında mahvettiler... Suriye’yi özgürlük getirmek için karıştırdılar... Ama asıl hedefleri İsrail’e karşı olan ve hedef gösteren İsrail’i rahatsız eden liderler ve devletler hedefe konulmuştu. Çünkü devletler uzun süreçli planlar yapar. Adım adım gelen Arap baharı aslında 2003 yılında
ABD’ye strateji üreten Dışişleri Bakanlığı yapmış Condelezzza Rice’in 23 ülkenn sınırlar değişecek dediği projenin bizzati kendisi idi. İşte o ülkelerin arasında Türkiye de vardı. Bu gün o ülkelere destek sağlayan silah vren batının terörist ülke olarak lanse edilen İran’ın hedefe konulmasıdır. İran stratejik olarak Çin ile batı arasında ABD ve İsrail’e en çok diklenen söz eden saldıran bir yönetim anlayışına sahip olmasıdır. Aynı zamanda Çin’in en büyük enerji kaynağı olarak öne çıkıyordu. ABD önce Çn’in petrol kaynağı Venezuelayı dize
getirirken daha sonra İran’a gözünü dikmişti. Çakal kuzuyu yemeye kafaya koymuştu su bulansa da olurdu bulunmasa da .. ABD kendisini vuracak füzeyi yapabilecek güce geldiklerinden bahsediyordu.. Trump’un bu belki de en büyük yalanı olsa da bunun peşine takılan devletlerin olması da düşündürücüdür. Çünkü çakal çakallığını yapmış kıtalar arası devlet terörünü masum çocukların üzerine bomba olarak yağdırmayı kafasına koymuştu. İsrail öncülüğünde başlayan saldırılar ABD’nin koruma kalkanı sonrasında saldırıya dönüşen savaş tamtamları ile İran’da okul hastane demeden savaş suçu işleyerek BM hukukunu yok sayarak vahşice saldırıya geçmişlerdir. İran’ın ne yaptığı nasıl düşündüğü değildir sorun... Müzakere masasında olup olmaması da... Aslında ABD ve İsrail’in müzakere masasında İran’ın ne söylediğini bile dinlemiyorlardı. Onlar sadece zaman kazanmaya ABD’nin uçak gemilerinin bölgeye yığılması savaş pozisyonu alması için zaman kazanıyorlardı.
Para gücü teknoloji gücü ile İran’ı işgal edebileceğini düşünenler aslında savaşçı bir milletin Pers imparatorluğunun tarihten gelen gücünü millet olma iradesinin farkında bile olmadıklarıdır. ABD'nin kendinin bir millet olamaması devletlere şirketler gibi lgılaması ve yönetme isteği bu nedenle Venezuela gibi Arap aşiretlerine benzeterek girdiği 90 milyonluk nüfusa sahip İran’da büyük bir hüsran yaşayacaktır. Yakıp yıksa da çok büyük zararlar verse de İran’ı işgal etme ya da rejim değişikliği yapma düşüncesini hayata geçiremeyecektir. İran zamana yayarak adım adım geliştirdiği strateji hem batıyı hem ABD’yi ekonomik zorluklarla ülkelerinde yaşanacak toplumsal baskı ve eylemlerle yöneticilerine zor günler yaşatacak gibi duruyor. Kısacası emperyalizm Ortadoğu da demokrasi özgürlük diye geldiği coğrafya da büyük bir bataklığa düşmek üzeredir. İran haklı olarak ABD vurma şansına sahip değilim ama ABD’ye destek verem üslerini kullandıran her ülke benim hedeflerim arasında yer alacaktır diyerek aslında savaşı haklı olarak bölgeye yayacağının işaretlerini günler öncesinden vermişti. Arap milliyetçiliği yapanlar müslümanım diyenler belki
de İspanya Başbakanının yaptığını yapamadı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ve İsrail’in 'tek taraflı askeri eylemini' açıkça kınayarak, bunun 'daha düşmanca ve daha belirsiz bir uluslararası düzen' yarattığını söyledi. İspanya Hükümeti, Cádiz’deki Rota ve Sevilla yakınlarındaki Morón üslerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyeceğini belirterek rest çekti. Ama bilinen gerçek mi? İran ne Mısır ne Irak ne Ürdün ne de diğer arap toplumlarına benzer! Ülkeleri işgal edilmeyen, millet olma özelliğine sahip bölgenin kadim devletlerinden biridir. Bunları yazarken Atatürk’ün bir anısı aklıma geldi ... İşte o anı da ulusa güvenerek çıkılan yolun başarıya gidişi anlatılıyordu... ULUSA GÜVENİN Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır'da), bağımsızlık için çalışan önderlerden biri, Mustafa Kemal'i görmeye gelmişti. Kendisine: “Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz?” diye sordu. Olabilecek bir şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal: “Yarım milyonun bu uğurda ölür mü?” diye sordu. Adamcağız, yüzüne bakakaldı: “Fakat Paşa'm, yarım milyonun ölmesine ne gerek var? Başımızda siz olacaksınız ya!” dedi. “Benimle olmaz, beyefendi; yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.” (Falih Rıfkı Atay, Çankaya) İşte İran da ulusu için ölecek milyonlar var.. İşte o nedenle işgal etmeleri ele geçirmeleri oldukça zor olacaktır. İçeri de hain çok yoksa dışarıdan gelen yaralar zorlar ama asla ele geçiremezsin... Sıra bize gelmeden komşuda huzuru sağlamak için çaba sarf edilmelidir. Mustafa Kemal’in deyimiyle Yurtta sulh cihanda sulh ile demokrasi huzur ve barış bölgeye hakim olur...

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.