Bir akşam telefonunuzu elinize alıp sosyal medyada dolaştığınızı düşünün. Bir gönderinin altındaki yorumları okuyorsunuz. Sonra başka bir gönderiye geçiyorsunuz. Ardından bir haber sitesine giriyorsunuz. Bir videonun altındaki yorumlara göz atıyorsunuz. Her yerde insanlar konuşuyor gibi görünüyor. Tartışıyorlar, fikir belirtiyorlar, şakalaşıyorlar, öfkeleniyorlar... Peki ya size internette gördüğünüz her kişinin gerçekten bir insan olmayabileceğini söylesem? İlk duyduğunuzda kulağa bir bilim kurgu hikayesi gibi geliyor olabilir. Ancak son yıllarda internette giderek daha fazla konuşulan bir kavram var: Ölü İnternet Teorisi. Bu teoriye göre internetin büyük bölümü artık gerçek insanlar tarafından değil, botlar, otomatik sistemler ve yapay zekalar tarafından üretilen içeriklerle dolduruluyor. Teorinin en uç savunucuları, internette gördüğümüz etkileşimlerin önemli bir kısmının sahte olduğunu ve dijital dünyanın sandığımız kadar "insan" olmadığını iddia ediyor. Elbette bu noktada şunu söylemek gerekiyor: Ortada kanıtlanmış bir gerçek değil, bir teori var. Ancak teorinin bu kadar ilgi çekmesinin sebebi tamamen hayal ürünü olması değil. Çünkü hepimiz son birkaç yıl içerisinde internetin değiştiğini hissediyoruz. Bir zamanlar internet daha farklı bir yerdi. İnsanlar forumlarda uzun uzun tartışır, bloglar yazar, kendi internet sitelerini kurar ve saatlerce fikir alışverişinde bulunurdu. Bir konuda bilgi aradığınızda karşınıza çoğunlukla o konuda gerçekten emek vermiş insanların yazıları çıkardı. Bugün ise aynı konuda arama yaptığınızda birbirinin kopyası onlarca içerikle karşılaşabiliyorsunuz. Sosyal medyada dolaşırken de benzer bir his ortaya çıkıyor. Aynı cümleler, aynı kalıplar, aynı yorumlar... Bazen farklı hesaplardan yapılan paylaşımlar bile birbirinin neredeyse aynısı gibi görünüyor.
Bunun nedeni her zaman kötü niyetli botlar değil elbette. Algoritmalar insanları benzer içeriklere yönlendiriyor, insanlar da zamanla birbirlerine benzemeye başlıyor. Ancak işin içine yapay zeka da girince durum daha ilginç bir hale geliyor. Bugün birkaç dakika içerisinde yüzlerce makale yazabilen, binlerce yorum üretebilen ve milyonlarca görsel oluşturabilen sistemler var. Üstelik bunların önemli bir kısmını artık ilk bakışta ayırt etmek mümkün değil. Bir fotoğrafın gerçekten çekilip çekilmediğinden emin olamıyoruz. Bir ses kaydının gerçek bir insana mı ait olduğunu anlayamıyoruz. Okuduğumuz bir metnin arkasında bir yazar mı var, yoksa bir yapay zeka mı, bunu her zaman bilemiyoruz. Belki de Ölü İnternet Teorisi'nin bu kadar popüler olmasının nedeni tam olarak burada yatıyor. İnsanlar internetin gerçekten ölü olduğuna inandıkları için değil, ilk kez böyle bir ihtimalin konuşulabilir hale gelmiş olmasından etkileniyorlar. Çünkü internet tarihinin büyük bölümünde karşımızdaki kişinin insan olduğunu varsayardık. Bir yorum okuduğumuzda onu bir insanın yazdığını düşünürdük. Bir fotoğraf gördüğümüzde gerçekten çekildiğini kabul ederdik. Bir haberi okuduğumuzda arkasında bir muhabirin olduğunu varsayardık. Bugün ise ilk kez bunların hiçbirinden tam anlamıyla emin olamıyoruz. Daha ilginç olanı ise yapay zekaların her geçen gün daha iyi hale gelmesi. Bundan birkaç yıl önce yapay zeka tarafından üretilmiş bir metni veya görseli anlamak nispeten kolaydı. Hatalar göze çarpıyordu. Cümleler yapay duruyordu. Görsellerde garip ayrıntılar bulunuyordu. Şimdi ise çoğu zaman ikinci kez bakmak gerekiyor. Gelecekte ne olacağını ise kimse tam olarak bilmiyor. Belki internet gerçekten ölmedi. Belki hâlâ milyarlarca insan her gün içerik üretiyor, fikir paylaşıyor ve iletişim kuruyor. Muhtemelen gerçek de bu. Ancak değişen başka bir şey var. İnternet artık yalnızca insanların bulunduğu bir yer değil. Yapay zekalar, otomatik sistemler ve botlar da bu dünyanın bir parçası haline gelmiş durumda. İşte Ölü İnternet Teorisi'nin asıl rahatsız edici tarafı da burada ortaya çıkıyor. Teori doğru olsun ya da olmasın, ilk kez insan üretimi ile makine üretimi arasındaki çizgi bu kadar belirsiz hale geliyor. Belki önümüzdeki yıllarda internette gördüğümüz içeriklerin büyük çoğunluğu yine insanlar tarafından üretilecek. Belki de tam tersi olacak. Bunu zaman gösterecek. Ancak bugün kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Artık internette gördüğümüz her şeyin arkasında bir insan olduğunu varsayamayız. Ve belki de asıl soru internetin ölü olup olmadığı değildir. Asıl soru, internetin ne kadarının hâlâ insan kaldığıdır. Gelecek sayımızda görüşmek üzere…

