MİZAHINIZ BİLE İSLAMFOBİK

Modern dünyada mizahın işlevi sadece eğlendirmek değil aynı zamanda toplumsal eleştiri yapmak ve sınırları zorlamaktır. 
Ancak son yıllarda özellikle Batı medyasında üretilen mizah içeriklerinin İslam ve Müslümanlar konusundaki tutumu ciddi bir tartışma alanı haline gelmiştir. İslamofobi kavramı artık sadece siyasi söylemlerle veya sert medyatik dillerle değil, daha tehlikeli ve sinsi bir yöntemle yani mizah yoluyla toplumun kılcal damarlarına işlenmektedir.   Mizahın bir ifade özgürlüğü olduğu gerçeği inkar edilemez ancak bu özgürlüğün bir inanç sistemine yönelik sistematik bir saldırı aracı haline getirilmesi entelektüel ve etik bir problemdir. 
    Bugün pek çok televizyon programı sinema filmi ve sosyal medya içerikleri İslamı ve Müslümanları ya bir tehdit unsuru ya da geri kalmışlığın bir sembolü olarak yansıtarak mizah adı altında İslamofobik ön yargıları beslemektedir.
    Mizahın gücü inkar edilemez bir gerçektir çünkü bir toplumu veya bir inancı karikatürize ettiğinizde o nesneyi insanların gözünde değersizleştirme ve ötekileştirme şansına sahip olursunuz. İslamofobik mizahın temel mekanizması genellikle Müslüman bireyleri radikal eğilimleri olan şiddete meyilli veya modern değerlere uyum sağlayamayan figürler olarak kurgulamaktır. 
    Bu yaklaşım sadece bireysel bir alay konusu değil aynı zamanda toplumsal bir manipülasyondur. 
    Örneğin pek çok popüler kültür ürününde Müslümanlar sürekli olarak ya terörle ya da kadın düşmanlığı ile ilişkilendirilen arketiplerle ekrana getirilmektedir. Bu tür bir anlatı izleyicinin bilinçaltına Müslümanların medeniyetin bir parçası olmadığı mesajını yerleştirmekte ve İslamın sadece şiddet ve baskı ile yan yana anılabileceği algısını pekiştirmektedir.
    İslamofobik mizahın en sık kullandığı yöntemlerden biri de kültürel üstünlük iddiasıdır. Batılı değerlerin akılcılık özgürlük ve bireysellik üzerine kurulu olduğu varsayılırken İslam coğrafyasının geri kalmışlık tutuculuk ve cehalet ile özdeşleştirilmesi mizahın ana çatısını oluşturur. 
Bir komedyen veya yazar İslamın temel değerleri ile dalga geçtiğinde aslında sadece bir inancı değil o inanca mensup milyonlarca insanın yaşam tarzını aşağılamaktadır. 
Sorun burada mizahın kendisinde değil mizahın niyetindedir. Eleştiri ile aşağılama arasındaki çizgi bulanıklaştırıldığında ortaya çıkan tablo bir fikir özgürlüğü değil bir nefret söylemi biçimidir. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra artan bu eğilim mizahı bir silah olarak kullanmayı alışkanlık haline getirmiş ve İslamofobiyi bir popüler kültür ürününe dönüştürmüştür.
    Mizahın evrensel bir dili olduğu söylenir ancak İslamofobik içerikler bu evrenselliği reddeder. Çünkü bu mizah türü sadece belirli bir kitleyi yani zaten İslamdan korkan veya ona karşı mesafeli olan kitleyi hedef alır. Onlara istediklerini verir Müslümanları karikatürize ederek korkularını teyit eder ve böylece hem izlenme oranlarını hem de siyasi etkisini artırır. 
Bu durum sosyal medya algoritmalarıyla birleştiğinde ortaya daha vahim bir tablo çıkmaktadır. 
    Sosyal medyadaki kısa ve vurucu mizah içerikleri düşünsel derinlikten uzak olduğu için izleyicinin doğrudan duygularına hitap eder. Bir Müslüman kadının başörtüsüyle veya bir Müslüman erkeğin sakalıyla dalga geçen saniyeler süren videolar milyonlarca kişi tarafından paylaşılarak bu stereotiplerin(kalıp yargılar)kalıplaşmasına hizmet eder. 
Bu tip içerikler İslamofobiyi günlük hayatın sıradan bir parçası haline getirir.
      Diğer yandan İslamofobik mizahın toplumsal etkileri sadece Müslüman bireylerin dışlanmasıyla sınırlı değildir. 
Bu durum aslında Müslüman toplumların kendi içindeki savunma mekanizmalarını da zayıflatmaktadır. İnsanlar sürekli olarak inançlarının alay konusu edildiğini gördüklerinde ya içlerine kapanmakta ya da bu saldırılara karşı agresifleşmektedir. 
    Her iki durumda da karşılıklı diyalog imkanı ortadan kalkmakta ve toplumsal kutuplaşma derinleşmektedir. 
Mizahın birleştirici olması beklenirken İslamofobik bir enstrümana dönüştürülmesi toplumsal huzuru zedelemektedir. 
    Özellikle Avrupa ülkelerinde yükselen aşırı sağ popülizm bu mizah dilini kendi siyasi gündemlerini meşrulaştırmak için kullanmaktadır. Bir politikacının doğrudan söylemeye çekindiği İslam düşmanı bir düşünce bir komedyen tarafından şaka yoluyla dile getirildiğinde toplumda daha kolay kabul görmekte ve meşruiyet kazanmaktadır.
Müslüman dünyasında bu duruma verilen tepkiler genellikle duygusal veya şiddetli karşı duruşlar şeklinde olmaktadır. 
    Oysa yapılması gereken bu durumu entelektüel bir platformda tartışmaya açmak ve mizahın sınırlarının ne olması gerektiğini sorgulamaktır.  Eğer sanat ve mizah toplumu ileriye taşımak için bir araçsa İslamofobik mizah toplumu geriye götüren ve ön yargıları körükleyen bir frene dönüşmektedir. 
Bu mizah anlayışı empatiyi yok ederken öfkeyi büyütmektedir.

           Sonuç olarak İslamofobik mizah sadece bir şaka konusu değil modern dünyada bir topluluğu marjinalize etmenin ve onu toplumun düşmanı olarak göstermenin sofistike bir yöntemidir. Mizahın insanlar arasındaki engelleri kaldırması beklenirken İslam söz konusu olduğunda yeni ve yıkılmaz engeller örmesi trajik bir durumdur. İslamofobi ile mücadele sadece siyasetçilerin veya hukukçuların sorumluluğunda değildir. Aynı zamanda mizah yapanların senaristlerin ve medyada içerik üretenlerin de vicdani sorumluluğudur.     Eğer gerçek bir özgürlükten ve hoşgörüden bahsediyorsak mizahın sadece gücü elinde tutanların değil dezavantajlı veya ötekileştirilmiş olanların da onurunu koruması gerekir. Bir toplumun inancını aşağılayarak güldürmeye çalışmak aslında mizahın iflasıdır.         Gerçek mizah zeka ve derinlik gerektirir oysa İslamofobik mizah sadece ucuz bir nefretin dışavurumudur. Gelecekte daha sağlıklı bir toplumda yaşamak istiyorsak bu sinsi İslamofobiyi mizah kisvesi altından çekip çıkarmalı ve bu tür bir dilin yarattığı tahribatı açıkça konuşabilmeliyiz. 
    Mizahın bir nefret objesi değil bir köprü olduğu günlere ulaşmak ancak ön yargılarımızla yüzleştiğimizde mümkün olacaktır. İslamofobik mizahın bittiği yerde belki de sahici bir iletişimin başlangıcından söz edebiliriz.
 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.