SİBER GÜVENLİK

Bundan yirmi yıl önce birisine "Bir gün hırsızlar evinize girmeden sizi soyabilir." deseydiniz muhtemelen güler geçerdi.
Çünkü hırsızlık denildiğinde akla gelen şey belliydi. Kırılan kapılar, zorlanan pencereler, boşaltılan kasalar...
Bugün ise durum biraz farklı.
Bir sabah uyandığınızda sosyal medya hesabınıza giremediğinizi düşünün. Şifreniz değişmiş. Bir süre sonra arkadaşlarınız sizi aramaya başlıyor. Hesabınızdan para isteyen mesajlar gönderilmiş.
Ya da telefonunuza gelen bir mesajdaki bağlantıya tıklıyorsunuz. Birkaç dakika sonra banka hesabınızdan sizin bilginiz dışında işlemler yapılmaya başlanıyor.
Belki de küçük bir işletme sahibisiniz. Bilgisayarınızı açıyorsunuz ve yıllardır tuttuğunuz müşteri kayıtlarının, faturaların ve belgelerin erişilemez hale geldiğini görüyorsunuz.
Bunların hiçbiri film senaryosu değil.
Her gün dünyanın dört bir yanında yaşanan olaylar.
Üstelik bu saldırıları yapan kişiler çoğu zaman kilometrelerce uzakta bulunuyor. Ne yüzlerini görüyorsunuz ne de seslerini duyuyorsunuz. Kapınızı çalmıyorlar, pencerenizi kırmıyorlar. Bazen yalnızca yaptığınız küçük bir hata onların işini kolaylaştırabiliyor.
İşte siber güvenlik tam da bu noktada ortaya çıkıyor.
Aslında siber güvenlik, bilgisayarları korumaktan çok daha fazlasıdır. Çünkü artık koruduğumuz şey yalnızca bilgisayarlar değil. Kimlik bilgilerimiz, banka hesaplarımız, fotoğraflarımız, yazışmalarımız, işyeri kayıtlarımız ve hatta günlük hayatımızın önemli bir bölümü dijital ortamda bulunuyor.
Eskiden insanlar değerli eşyalarını kilitli dolaplarda saklardı. Bugün ise en değerli bilgilerimizi görünmeyen dijital kasalarda saklıyoruz.
Doğal olarak o kasaları açmaya çalışanlar da var.
Siber güvenlik uzmanları işte bu görünmeyen dünyanın güvenliğini sağlamaya çalışan kişilerdir. Bir anlamda dijital dünyanın güvenlik görevlileri, dedektifleri ve nöbetçileridir.
Onların işi yalnızca saldırı olduktan sonra müdahale etmek değildir. Asıl görevleri saldırı gerçekleşmeden önce önlem almaktır. Çünkü dijital dünyada kaybedilen bir bilginin ya da çalınan bir hesabın geri alınması bazen oldukça zor olabilir.
Belki bazılarımız "Bizim ne işimiz olur ki böyle şeylerle?" diye düşünebilir. Sonuçta Durağan gibi sakin bir ilçede yaşayan bir vatandaşın neden siber saldırıya uğrasın?
Aslında saldırganlar için yaşadığınız yerin çok fazla önemi yoktur.
Çünkü internet üzerindeki bir banka hesabı İstanbul'da da aynı görünür, Durağan'da da.
Bir sosyal medya hesabı Ankara'da da aynıdır, Sinop'ta da.
Bugün dünyanın en büyük şirketleri de küçük esnaflar da aynı interneti kullanıyor. Bu nedenle dijital güvenlik artık yalnızca büyük şehirlerin ya da büyük şirketlerin konusu olmaktan çıkmış durumda.
Hepimiz aynı ağın içerisindeyiz.
Belki de siber güvenliğin önemini anlamanın en kolay yolu şu soruyu sormaktır:
Evden çıkarken kapımızı kilitliyor muyuz?
Çoğumuzun cevabı evet olacaktır.
Peki telefonlarımızı, sosyal medya hesaplarımızı, e-posta adreslerimizi ve bilgisayarlarımızı aynı titizlikle koruyor muyuz?
İşte asıl soru bu.
Çünkü günümüzde hırsızlar hâlâ var. Sadece yöntemleri değişti.
Eskiden karanlık sokaklarda dolaşıyorlardı.
Şimdi ise internetin görünmeyen köşelerinde.
Ve onları durdurmaya çalışan insanlar da var.
Onlara siber güvenlik uzmanı diyoruz.
Gelecek sayımızda görüşmek üzere…
 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.