Geçtiğimiz günlerde bir dostumla çay içerken laf döndü dolaştı, sinema dünyasının en çok ses getiren yapımlarından biri olan "Her" (Aşk) filmine geldi. Başrolde Joaquin Phoenix'in oynadığı bu film, aslında günümüz insanının nereye doğru sürüklendiğini gösteren muazzam bir ibret vesikası.
Filmdeki ana karakter Theodore, meslek olarak başkaları adına duygu dolu el yazısı mektuplar yazan ama kendi özel hayatında derin bir yalnızlık çeken biri. Günün birinde gelişmiş bir yapay zekâ işletim sistemi satın alıyor. "Samantha" adındaki bu yazılımın bir bedeni, bir yüzü yok; sadece bir ses. Fakat adamın her alışkanlığını öğreniyor, onunla dertleşiyor, espriler yapıyor ve bir süre sonra adam kulağındaki küçük bir kulaklıkla sokaklarda tek başına gezerken bu yazılıma aşık oluyor. Bir makineyle duygusal ilişki yaşamaya başlıyor.
Filmin sonu ise tam bir gerçeklik tokatı. Yapay zekâ bir süre sonra aynı anda binlerce insanla daha konuştuğunu, binlerce kişiye aynı anda "aşık" olduğunu söyleyip sistemden çekip gidiyor. Adam, arkasında sadece soğuk bir ekran ve devasa bir boşlukla baş başa kalıyor.
Bu senaryo size uzak mı geliyor? Etrafımıza bir bakalım. Sokakta, çay bahçesinde, hatta aynı evin salonunda herkes elinde telefonla, kulağında kulaklıkla kendi sanal dünyasına hapsolmuş durumda. İnsanlar artık birbirinin nazını çekmek, gerçek bir ilişkinin sorumluluğunu almak yerine; kendisini onaylayan, sürekli öven, itiraz etmeyen ekranlara sığınıyor. Yapay zekâ bize duymak istediğimiz her şeyi söyler, bizi analiz eder ve tam duygularımıza göre bir simülasyon sunar. Ama günün sonunda o sadece bir kod dizinidir.
İşte bu yüzden modern dünyanın ürettiği bu yapay yalnızlık modeline karşı uyanık olmak zorundayız. Bizim kültürümüzde, bizim medeniyetimizde insanı insan yapan şey; bir ailenin etrafında toplandığı sofra, komşunun kapısını çalıp hal hatır sormak, bir dostun omzuna dokunup dertleşmektir. Bizi ayakta tutan şey algoritmalar değil, samimiyettir.
Teknolojiyi sonuna kadar üretmeli, işimizde, sanayimizde, günlük hayatımızda yapay zekâdan faydalanmalıyız. Bunda hiçbir beis yok. Ancak kalbimizi, ruhumuzu ve insani bağlarımızı bir yazılımın soğuk kollarına teslim edemeyiz. Sanal sevgiler insanın içindeki boşluğu doldurmaz, sadece derinleştirir. İnsanın şifası yine insandadır; ailemizdir, dostlarımızdır ve bizi biz yapan milli, manevi değerlerimizdir.



