CAMIN ARDINDAKİ GERÇEKLER VE KILIÇDAROĞLU....

Desem ki bir kaşık su da fırtına koptu!... Derler ki nerede durduğuna bağlı... Maalesef ülkemizde hukukta nerededurduğuna bağlı olarakl değişiklik gösteriyor. Artık pencere de kar etmiyor, baktığın pencerenişn camı sisli şeffaf, olabilir ama artık camlarda perdeden çok içeridien bakanın dışarıya gördüğü dışarıdan bakanın reklamını izlediği bir metaya dönüşmüş durumdadır. O nedenle diyorum ya nerde durduğunuza bağlı olsa da, hukuk değişse de gerçekler değişmiyor. Evet durduğunuz yerden baktığınızda bir cam var içerisi görülmese de içeri de fırtınalar kopuyor. Dışarı dan bakanlar ise fırtınayı kopartanların koyduğu ve kendine göre dizayn ettiği reklamı izlemeye devam ediyor... Taa ki ışıklar yanıp içerisi görülene kadar... Ülkede ekonomi düzlüğe çıkmış emekli aldığı maaştan memnun(!?), esnaf iş yoğunluğundan artık dükkanları erken kapatıyor(!?), çiftçi çok kazanmanın verdiği rahatlıktan dolayı tarlaya inmeyi bile istemiyor(!?), genç kendine gelen iş tekliflerinden bıkmış olacak ki evden dışarı adım atası gelmiyor(!?), iş adamı yani üreten kesime dersen onlar da gelen teklifler karşısında şaşkına dönmüş yeterli talebi karşılayamamanın verdiği rahatsızlıktan dolayı göstermelik konkardota ve iflas talebinde bulunarak iş yükünü hafifletmenin yollarını arıyor(!?).. Kısacası ülkenin içinde kopan fırtına ekonomik göstergeler, iktidarda bir tahtı korumanın derdi ve telaşı, iktidar partisi ise cama yapılacak gösterişli, savunma ve güvenlik teması öne çıkmış reklam filminin galasında... Ana muhalefet mi? Yıllardır yazdığım ve söylediğim gibi %51 gerçeğini görmeden dip dalga hareketine güvenerek parlamenter sistemi değil kendi intikamlarını almak isteyen bu nedenle başkanlık sistemine ihtiyaç duyan güçlerin kontrolünde yürüdükleri yolda duvara tosladılar. O nedenle Özel'ci ve İmamoğlu destekçileri Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve CHP gençlik kolları başkanlığı yapan Erkan Çakır tarafından şikayet edilen mahkemeye düşen 'az aldın çok verdin' tartışmasında gözleri başka noktalara çekerek buna sebep olan bir suçlu arıyor! Muhalefet; kendilerine 2019 yılında büyük şehirleri kazandıran, tüm muhalefeti bir araya getirerek büyük bir umut yaratan güçlendirilmiş parlamenter sistemi dünde bu günde savunmaya devam eden hoş görüsü ile dikkat çeken, halil ibrahim sofrasını kuran hellaşmeyi getiren her kesimi bir sofraya oturtan derviş sabırlı CHP genel başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU'nu günah keçisi ilan edenler yarınlarda en büyük pişmanlığı yaşayacak olan kesimdir. Düne kadar ben ve benim gibi nice isimler CHP'ne uzak dururken oy vermekte tereddüt ederken sağdan soldan fark etmeksizin bir çok ismi partiye kazandıran, yarattığı güç dalgasıyla iktidara emeklinin derdini dert edindirerek ikramiye verdirmiş, , işçinin kadrosunu şirketlerden alıp devletin kontrolüne girmesine olanak sağlamış, adalet yürüyüşü ile halkı sokağa değil kendini halkına siper etmiş, muhtarların SSK'sını devlete hatırlatıp ödemesini sağlamış, SADAT'ın militarize olmuş yuvasını başlarına yıkmış, 11 büyük şehiri 2019'da kazandıran Millet ittifakı'nı sağlamış, despot yönetim karşısında İYİ partiyi meclise taşımış ismi hedef seçtiler. Çünkü iktidar tek kalan muhalefetten değil bir araya gelen kendisine karşı ses yükselten muhalefetten korkuyor... O nedenle strateji üreten halkı sokağa çekmeden emekliyi dert edinen çiftçiyi konuşan esnafı anlatan ama hırsızların ya da yolsuzluğun yanında olmayan milli konularda devletinden yana tavır alan söylemleri ile iktidarı zorlayan dün olduğu gibi bu günde KILIÇDAROĞLU var. Ama nankörlük öyle bir şey ki; güce biat edenler, gerçeği görmek istemeyenler kurultay da uçuşan paraları, satın alınan delegeyi, yıllardır şikayet ettiğimiz zenginlerin ya da parası olanların kontrol ettiği demokrasiyi istemeyen kapitalizme geçit vermeyiz diyen sosyalist yapının kapitalizmden yana tavır alması manidardır. Ya dün mücadele ettikleri söylem yalandı ya da bu gün gerçeği görmekten uzaklar! Seçilen belediye başkanının rüşvetle kurultay delegesi alması, transfer edilen paraların hesabının verilememesi, otel odasına belediye çalışanı bir genç kızın belediye başkanı ile yakalanması, belediyenin partiye ait aracın iç dizaynını yaptırması ve bunun kabul edilerek 'o da hazine parası buda hazine parası' denilerek işleyişin normalleştirilmesi, çift başlı yönetimin olmasına ses çıkarmayanlar aslında camın arkasında oynanan oyunu görmeyenler reklam takılı camda sadece kendilerine sunulan iktidar tozunu ve Türkiye'nin 1. Partisiyiz sloganını izlemeye devam ediyor. Elbette ki AKP ak kaşık değildir. Onlarında bir çok belediyesinde yolsuzluk, hırsızlık ve hukuksuzluk vardır. Ama onlar iktidar! Onları adaletsizlikle suçlayan, yolsuzlukla suçlayan muhalefet adaleti kontrol eden bu güç karşısında yanlış yapamaz, milletin muzdarip olduğu konularda bu kadar dikkatsiz davranarak, iktidarın eline kozlar veremez. Sorun şu dur; iktidar yapıyor ama iktidar karşısında senin en büyük şansın dürüstlüğün ve onların yaptıklarını söylerken senin milletle beraber milletin derdine derman olacak projelerle halkın karşısına çıkarak halkın baskısını iktidarın ensesinde hissetirmektir. 13 kez seçim kaybetti, diyenler 70 yıldır iktidar olamayan halktan kopmuş halkın dini değerlerle sorunlu olduğu düşünülen CHP halkın gündemine sokmuş Saadet partisi, DP gibi milliyetçi muhafazakar partilerin oyunu almış birlikte çalışma imkanı yaratmış CHP'li bir lider tüm ihanetlere, içeriden gelen salvo atışlara rağmen %48.5 oy alarak sistemi zorlamayı %50'yi aşma noktasına partisini taşımış bir liderdir. Bu ülkede 13 kez kaybetti diyenler; seçimlere sadece 2 parti mi girdi? KILIÇDAROĞLU 6'lı masaya kurana kadar her siyasi parti kaybetti. CHP'nin %18 olan oyunu % 48'lere çıkartan yıllar sonra Ankara ve İstanbul'u alarak iktidar umudu yaratan liderin adı KILIÇDAROĞLU'dur. Severseniz, sevmezsiniz, İnancına laf eder kimliğini sorgularsınız ama ne dün ne de bu gün hırsız, yolsuz, ahlaksız ve devlete ihanet etti diyemediniz ya o bile yeterde artar bile... Ben kurultay öncesi ne yazdıysam bu günde onu yazıyorum. KILIÇDAROĞLU sonrası iktidar için her türlü yolu mübah görenler bu coğrafyada Türkiye Cunmhguriyeti'nin kurucu partisini yolsuzlukla anılır hale getirmesine ses çıkarmıyorsa "efendim onlarda çalıyor onlar niye yargılanmıyor?" argümanının arkasına saklanıyorsa bu söylemlerin iktidardan ne farkı kalır? Ve bu gün Kılıçdaroğlu'nu BUTLANCI, kayyum ilan edenler hakareti siyaset zannedenler, unutmayın ki %51 için yine bu kapılar çalınacak ve sizinle KILIÇDAROĞLU'nun arasındaki en büyük farkta bu zaten; siz hakaret ederek yüksek sesle bağırarak haklı olduğunuzu ıspatlamaya çalışırsınız KILIÇDAROĞLU ise gönüllere dokunarak. KILIÇDAROĞLU'nu kurultay sonrası yok sayanlar, hakaret edenlerde siyasetteki varlıklarını ona borçlu olan isimler değil midir?Bu bile ondaki hoş görünün eseri olarak görülmez mi? Nedim SAATÇİOĞLU'nun 'NANKÖR' isimli şiirinin 2 dörtlüğü ile yazıma son veriyor, saygılarımı sunuyorum; .................................. Asalet insana yakışan kılıf Nankörlük her dilde ikinci sınıf Bileğin güçlü de yüreğin zayıf Görüp de görmezden gelme bu kadar Cambazlar sirklerde iple oynaşır Kargalar çöplükte itle dalaşır Kartala dağlarda uçmak yakışır Bakıp da görmezden gelme bu kadar

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.