Son dönemlerde basına yansıyan trafik cezaları kamuoyunun ve vatandaşın en önemli gündemi olmaya başladı. Baktığınızda doğru gibi duran içerisinde çok yanlış barındıran bu cezalar bir çok ailenin ocağına inir ağacı, bir çok gencinde geleceğine sebep olacaktır. Ailelerin dağılmasına büyük sorunlar oluşmasına küçük bedenlerin vicdanlarına büyük yükler, gençlerin ise omuzlarında çok derin izler bırakacaktır. Zaten bu durumda son dönemlerde basına yansıyan haberlerle görülmeye başlamış durumdadır... Cezalar cayrıcı olmak zorunda olduğu noktasında hem fikirim ama ortaya çıkan ve kesilen cezalar caydırıcı değil öldürücüdür. Özellikle yüsek meblağ ile kesilen para cezaları yakın zamanda daha çok boşvermişliğin kanun tanımazlığın önünü açabilir. Öne Çıkan 2026 Trafik Cezaları: • Sahte Plaka Kullanımı: 140.000 TL ceza, 30 gün ehliyete el koyma ve 30 gün araçtan men. • "Dur" İhtarına Uymamak: 200.000 TL ceza, 60 gün ehliyete el koyma ve 60 gün araçtan men . • Alkollü Araç Kullanma: İlk yakalanmada 25.000 TL, tekrarında 50.000 TL, daha fazla tekrarda 150.000 TL ceza. • Uyuşturucu Etkisinde Araç Kullanma: 150.000 TL ceza ve ehliyetin iptali. • Plakasız Araç Kullanma: 46.000 TL ceza, 30 gün ehliyete el koyma ve araçtan men. • Trafikte Makas Atma/Tehlikeli Manevra:
90.000 TL ceza ve ehliyete el koyma. • Seyir Halinde Cep Telefonu: İlk ihlal 5.000 TL, tekrarında 10.000 TL, üçüncü ihlalde 20.000 TL ve ehliyete el koyma. • Kırmızı Işık İhlali: Kademeli artış ile 6. ihlalde ehliyet iptali ve 80.000 TL'ye kadar ceza. • Emniyet Kemeri Takmama: 2.500 TL civarı ceza (tekrarında ehliyete el koyma potansiyeli). • Radarları Bildiren Cihaz/Uygulama Kullanımı: Yasaklandı ve cezai işleme tabi tutulacak Bu cezalara eyvallah bilinçli ve art niyetli olarak sürüdürülen bu cezalar insanımızın hayatını tehlikeye atan ve bunda ısrar eden sürücüler için uygulanmasına diyecek sözümüz yok. Ama asgari ücretle geçinen ve çocuğunu kontrol etmekte zorlanan bir çok aile var. Ve bunlar maalesef çocuklarının hayatından endişe ederek yaşamlarını sürdürüyor. Bu ailelere yazılan cezalar ailelerin ekonomilerini felç ederken aile de sorunlar olarak yansıyacak hatta aile arası şiddetin oluşmasına yol açacaktır. Bu gün yeni çıkan bir çok araç multimedya sistemleri ile doantılmış durumda iken multimedya cezaları görüş engelliyor iddiaları toplumda karşılık bulmadığı gibi iktidarda bu yanlışı fark ederek yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı hissetmiştir. Cezalar ülkedeki vatandaşlaın gelir durumu ile orantılı olmalıdır.. Hem yaşadığı dönemi hem de geleceğini ipotek altına alacak hem de aile içi şiddeti arttıracak, caydırmayan ama öldüren cezalar yerine hem caydırma özelliğine yatkın hem de eğitici cezaların verilmesi esas olmalıdır. Aracın ruhsatı yok diyerek hem motor sahibine hemde bir gence kesilen ceza nedeni ile asgari ücretle geçinen bir aile düşünün.. O ailenin 1 yıllık geçineceği ücret cezalara gidebilir. Maalesef cezalar caydırıcı mı yoksa öldürücü mü bunun yansımalaarı ilerleyen zamanda görülecektir. Bana göre cezalar caydırıcılık sınırını çoktan geçmiş öldürücü olmuştur. Basına yansıyan yüksek rakamlı cezalar zenginlerin ocağında bir damla su fakirin ocağına ise ateş olup düşecektir. Herkesi eğitimli gördüğünüzde ya da herkesi kendiniz gibi kazanıyor zannettiğinizde uygulamalarınızda ona göre olur. Maalesef iktidarın gördükleri ile halkın yaşadıkları arasında ciddi bir fark var. Herkes şikayetçi olabilir. Ama herkes aynı yaşamın bir parçası değil. Kimi ihtiyaçtan kimi zevkten biner... bunun toplumsal yansımalarını ise iktidarlar ele alır ona göre yasalar yapar. Görünen o ki toplumun yaşadıklarını zevkten zannedenler yasa yapıyor, gerçekleri ise vatandaş yaşayarak öğreniyor... İşte bu nedenle gelen tepkiler oluşan kamuoyu baskısı iktidara bir takım ceza uygulamalarında yeni düzenlemelere itecek gibi duruyor. Tolumun güven içerisinde yasalara uygun biçimde yaşamasını her birey istiyor. Unutmayalım ki, ekonomik koşullar yaşanılan bölge ve doğan ihtiyaçlar insanımızı yasa dışı yollara itiyor. Bunun da önlemini almak kolaylaştırmak iktidarların görevidir. Bir gence ehliyet al demek en kolayı... Ama alacak ekonomik gücü, güvenilir ve konforlu arabaya binmesini sağlamak ise iktidarların görevidir. Kısacası yaşamından feragat eden alkol tüketene içme demekle içmesini engellemek mümkün değildir. Ama ona içebileceği mekanları ucuz ve güvenilir olmasını sağlamak, uyuşturucudan uzak tutmak için alkolü ulaşabilecek kontrollü fiyat dengesinde tutmak iktidarın, karayollarında tehlikeli mayın gibi dolaşmasını engellemek adına uygun noktalar ve mekanlar oluşturmak ise yerel yönetcilerin görevidir. Çünkü herkesi kontrol edemezsiniz ama herkesi yaşayabilecekleri kendi gibi düşündükleri alanları oluşturarak ve de en önemlisi eğitim vererek bilinçli bir tüketici kendini kontrol edebilen birey oluşturabilirsiniz. Ama maalesef cezalar bu hali ile caydırmıyor, öldürüyor aldığı ceza ile ödeme güçlüğüne düşen vatandaşlarımızı hem isyankar hem de toplum için daha tehlikeli bir hale dönüştürüyor. Çünkü hem yaşama umudunu hem de yaşama tutunma umudunu elinden aldığınızda geriye daha sorunlu bir birey bırakacağımızı unutmamamız gerekir.

