Çanakkale Destanının 111. yıldönümündeyiz. Yarın Ramazan bayramının da arifesinde.. 111 yıl önce bizlere bağımsız özgür bir vatan bırakmak için destanlaşan şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine hür ve bağımsız bir devletin gölgesinde Ramazan bayramını idrak edeceğiz.... Öncelikle belirtmek isterim ki; iyi ya da kötü, ister Kürt ister Türk ister alevi ister sunni istersen bir başka etnik grubun üyesi ol ama unutmaki bir devletin gölgesi yoksa üstünde zenginliniğinde hükmü yoktur. Bu gün dünya ateş çemberi iken İran halkı Türkü ile arabı ile tüm kozmopolit yapısı ile direniyor, zulme başkaldırıyor. 111 yıl önce medeniyetin tek dişi kalmış canavarları Çanakkale boğazına dayandığında tek emelleri Anadoluyu işgal etmek İslam'ın son kalesi Türkün son yuvasını ele geçirmekti. Ama karşılarında inancı ile vatan ve bayrak sevdası ile sembolleşen Mustafa Kemal'i ve
onun emri ile ölüme giden yiğitlerini buldular. O gün sizlere taaruzu değil ölümü emrediyorum diyen komutan ve o emre harfiyen uyan bir ordu karşıladı onları...Teknolojinin tüm olanaklarına güvenen düşmana karşı rağmen inancı ile bileğinin gücü ile mevzilerinde bir ordunun yenilemeyeceğini dünya aleme göstermek üzere süngü takmış siperden sipere koşan askerler vardı... Bizler bayram edelim diye onlar şehadet şerbetini içtiler.. Bizler özgür bir vatanda bayrağın gölgesinde yaşayalım diye onlar ölüme koşan bıyığı terlememiş bu memleketinm geleceği olan gençlerdi.... Bu gün de Çanakkale'yle karşılaştırmak doğru değildir belki ama İran'da bu gün kendi devleti için teknolojisine güvenen zulmu arşa çıkmış devlere karşı bir onur mücadelesi veriyor.. Kıtalar ötesinden gelerek mazluma değil zulme destek veren ABD ve ortakları Filistin'de ,Gazze'de Sudan'da yaşanan insanlık dramına sessiz kalırken sırf kendi inançları için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyorlar...
Dün Çanakkale'de emperyal güçler yedi düveldi, bu gün İran'!da yedi düvel İran için seferber
oldu. İran'ın nükleer güç olması elbetteki Türkiye için bir tehdittir..Bölgede ki devletler için bir
tehdittir ama ondan daha tehlikeli olanı ise İsrail devletidir. İsrail gerek tarihi yapısı gerek inançları ile yayılmacı bir politikayla dünyaya efendilik yapmaya geldiğine inanan sapkın bir inanışa sahiptir.
O nedenle bu gün İran'a saldırının sebepleri ne nükleer güç ne de ABD'nin kendi isteğidir. İsrail'in bölgede kendine tek engel olarak gördüğü İran'ı yok etme arzusu ve isteğini hayata geçirmek için Trump ve ekibinbi maşa olarak kullanmıştır. ABD'de ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent'in 17 Mart tarihindeki beklenmedik istifası ile bu tescillenmiştir. Joe Kent bakın ne diyor; "İran ulusumuz için doğrudan bir tehdit oluşturmuyordu. Bu savaşı, İsrail'in ve onun güçlü Amerikan lobisinin baskısıyla başlattığımız çok açık," Başka bir söze gerek yok sanırım... Netanyhau denilen zalim, çoluk çocuk demeden katlederken dünya savaşının tarihine yüz karası olarakta tarihe geçecektir. Teknolojisine güvenerek uluslararası hukuku hiçe sayarak, insan haklarını görmezden gelerek bir başka devletin üst yöneticilerine suikastler düzenleyerek yaptığı bu barbarca davranışlara karşı direnen İran halkı bombaların altında meydanlarda olması devletine sahip çıkması takdir edilecek bir davranıştır. İnsanlık suçu işleyen uluslararası hukukun mahkum ettiği İsrai devleti ve yöneticilerine yaptırım uygulayamayanlar aslında bu kaosun mimarları
olarak öne çıkacaklardır. ABD korumasında Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren İsrail devleti maalesef emperyalizmin Ortadoğu'daki en büyük destekçisi ve mirasçısıdır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyük bir gayret ve özveri ile tüm saldırılara tüm kışkırtmalara karşı Türkiye'yi çekip aldığı Ortadoğu
bataklığı maalesef geçmişte Osmanlı'yı bu günde İran'ı kendine hedef olarak seçmiştir. Kim için?
Batılı emperyalist güçler için... Ortadoğu'daki üsleri aracılığı ile ABD ve İsrail İran'daki müslümanlara kan kustururken yarın aynı silahların bir başka müslüman ülkeye dönmeyeceğinin hiç bir garantisi yoktur. O nedenle bu gün her kafasına estiğinde Ortadoğu'da her istediğini yapabileceğini, zanneden her ülkenin kendine muhtaç olduğunu düşünen ABD ve emir eri İsrail'e dur demek insanlık aleminin en büyük sınavıdır İran.. Ya uluslararası hukuk, insanlık galip gelecek ya da dünya ve özellikle İslam coğrafyası yeni bir karanlığa mahkum olacak... 111 yıl önce emperyalizm Çanakkaleye dayandığında hedefinde İslam coğrafyası vardi. Ama karşılarında Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını buldu. Yıkılmış yenilmiş bir devlete umudunu kaybetmiş bir millete kurtuluş azmi verecek bir liderin ismini Çanakkale destanı hafızalara kazımıştı bile.. Mustafa Kemal ve Silah arkadaşlarının kurduğu devlet önce aydınlamayı batının değerlerini değil, batının medeniyetini alıp işleyen çağdaş bliime ve teknolojiye değer veren Ortadoğu bataklığından çıkışın anahtarını milletine teslim eden bir yapıyı oluşturdular... Sultanlara krallara saraylara değil milletin kendine güvenmesi gerektiğini kendini yönetecek bir yapıyı kendisinin inşaa etmesi gerektiği hususunu
belleklere kazıdılar. O nedenledir ki, bizi Ortadoğu'dan farklı kılan sorgulayan nesillerin yetişmesi, etnik kimliği, inancı ne olursa olsun bayrak vatan ve devlet söz konusu olduğunda kenetlenen bir ulus bilincine sahip olmamızdır. İran'da dün yönetime tepki verenler meydanlarda olanlar söz konusu İran ve devleti olduğunda yönetimdekilerle beraber meydanlarda bombaların altında emperyazlime karşı direnmektedir. Bu gün İslam coğrafyası da Türk dünyası da mübarek Ramazan bayramında ya mazlumların safında yer alacak ya da 111 yıl önce boğazdan gönderdiğimiz emperyalist güçlerin ayak oyunlarına, Arap şeyhlerinin, aşiretlerin tahtta kalma uğruna
kendi dindaşına yapılan zulme, Filistin'de Gazze de yaşanan insanlık dramının devam etmesi için ABD ve İsrail'in çomağını sallamaya devam edecektir. Allah mazlumlarla beraberdir. Zulme rıza
gösterenden ne müslüman ne de insan olur. 111. Yılındaki destanımızın şanı sürsün, acı ve ızdırapları ile boğuşan müslüman coğrafyasında kan ve gözyaşının durması dileği ile bayramımız mübarek olsun...

