ZAFERİN DAİM OLSUN BÜYÜK TÜRK MİLLETİ...

Yayınlanma : 29 Ağustos 2026 14:13

Bizim için belki sıradan, belki anlamaktan uzak olduğumuz günlerden biri... Oysa bundan 104 yıl önce bir millet gecenin sessiz karanlığında sırtında Alparslan’ın beyaz kefenini giymiş Afyon Kocatepe’den gelecek emri bekliyordu... 
    Herkesin birbiri ile helallik aldığı bu gecede bağımsızlık ateşinin peşine düşüp, yıllarca hizmet verdikleri Osmanlı’nın karşısına dikilmiş, Mustafa Kemal’le beraber olmuşlardı. İnandıkları ve güvendikleri Gazi Mustafa Kemal bu zor mücadele de Çanakkale’de, Sakarya’da olduğu gibi yine ordusunun başında Kocatepe’den mavi gözleri ile ufku delercesine ilerilere bakıyordu.. 
    Askerin gündüz dinlenerek gece yürüdüğü bu kurtuluş mücadelesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temellerini atacak olan büyük taarruza hazırlanıyordu. 
    4 gün sürecek olan bu büyük savaşın ardından 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren Ulu Önder Türk milletine şu şekilde sesleniyordu: 
“Büyük, Asil Türk Milleti; 
    Ordularımız 9 Eylül 1922 sabahı 
İzmir’imizi ve yine 9 Eylül 1922 akşamı Bursa’mızı muzafferen tahlis ettiler. Akdeniz askerlerimizin zafer teraneleriyle dalgalanıyor. 
    Asya imparatorluğuna yeltenen küstah bir düşmanın muharebe meydanlarına gelmek cesaretinde bulunan ordu kumandanlarıyla kumandan heyetleri günlerden beri Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin esiri harbi bulunuyorlar. 
    Garp fabrikalarının çelik zırhlıları ile kaplanan muazzam Yunan orduları artık Anadolu dağlarında zabitleri tarafından terkedilmiş zavallı sürüler, cinayetlerinden tedehhüş ederek kudurmuş kütleler ve ağaç diplerinde kalmış dermansız yaralılardan ibaret kaldı. 
    Büyük Türk milleti, ordularımızın kabiliyet ve kudreti düşmanlarımıza dehşet, dostlarımıza emniyet verecek bir kemal ile tezahür etti. Millet orduları ondört gün zarfında büyük bir düşman ordusunu imha ettiler. Dört yüz kilometre fasılasız takip yaptılar. Anadolu’da ki bütün memaliki müstevliyemizi istirdat eylediler; Büyük zafer senin eserindir. Çünkü; İzmir’ imizin ihtirasatı siyasiye neticesinde adeta memnunen düşmana teslim eden heyetlerle milletin hiç münasebeti yoktu. Yunan kuvvetleri ise ancak imparatorluğun askeri teşkilatiyle tevhidi harekat ederek muvaffak olmuşlardı. Vatanın halâsı, milletin rey ve idaresi kendi mukaderratı üzerinde bîlakaydü şart hakim olduğu zaman başlamış ve ancak milletin vicdanından doğan ordularla müspet ve kafi neticelere ermiştir. 
    Büyük ve Necip Türk Milleti; 
    Anadolu’nun halâs zaferini tebrik ederken. sana İzmir’den, Bursa’dan Akdeniz ufuklarından Ordularının selamını da takdim ediyorum” diyordu. 
    
    Aradan 104 yıl geçti.  O vatanı kurtarırken şu cümleleri de ekliyordu; “Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayatı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir. (Mustafa Kemal ATATÜRK)”
     ‘Yurtta barış,  cihanda barış’ diyen Mustafa Kemal’in Türkiye’sinden çok uzaklarda bir yelpazeye savrulduk.
     Şimdi dost bildiklerimiz kuyumuzu kazıyor.  Kıtalar arasında pazarlık konusu olduk. Adımız TÜRK’tü, andımız TÜRK’tü ..  
    Şimdi  ekranlarda DİRİLİŞ moda, siyasette ise sözler ayrıştırıcı, dil ötekileştirici...
         
    Anlamadan, yaşanmadan  anlatılmaz! tarih yalan ile yazılmaz!!!... ...

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.